Türkiye’nin Balkanlarda ağırlığı artıyor
- Kategori: Eğitim Haberleri
- 0 Yorum
- Nis 30, 2010
Türkiye’nin Balkan Politikaları olumlu sinyaller veriyor. AB yönelik umut ve beklentileri azalan Balkan ülkeleri, geçmiş yıllarda daha az önemsedikleri Türkiye faktörüne artık çok daha fazla önem veriyorlar.
Trakya’nın şirin illerinden Tekirdağ üçüncü kez, dünyanın en hareketli ve karışık ilişkilere sahip bölgesinin sorunlarına çözüm arayışlarına sahne oldu.
Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Bosna- Hersek, Kosova, Sırbistan, Makedonya, Karadağ, Arnavutluk, Hırvatistan, Almanya ve Belçika’dan 100′ü aşkın akademisyen ve sivil toplum örgütü üyesi Tekirdağ’da yapılan kongrede görüşlerini dile getirerek, Balkanları huzura kavuşturacak çareler arıyor, formül ve reçeteler önerdi.
3. Uluslararası Balkan Kongresi Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Tekirdağ Valiliği, Tekirdağ Belediyesi ve Namık Kemal Üniversitesi’nin işbirliği ile gerçekleştiriliyor. Bu sene konusu “Balkanlar’da Bölgesel İş Birliğinde STK ve Düşünce Kuruluşlarının Rolü” olan kongre 28 Nisan Çarşamba günü yapılan açılışla başladı ve Balkan İletişim Ağı yıllık toplantısı ile sona erdi.
İlk iki Balkan Kongresinden daha çok katılımcının olduğu ve siyaseten katılmak zorunda olanların sayısı azalırken, konuyla yakından ilgilendikleri için gelmek zorunda hissedenlerin sayısının hayli fazlalaştığı Üçüncü Balkan Kongresinin dikkat çeken yönlerinden biri de katılımcılarının aralarındaki ilişkilerin kongre konuları ile sınırlı kalmaması. Yani Balkan Kongrelerinin artık ülkelerin lobi faaliyetleri için önemsediği ortama dönüştüğünü rahatlıkla ifade etmek mümkün.
GERİLİM BU YIL DAHA AZDI
Sivil Toplum Kuruluşlarının Balkanların kaderinde nasıl rol oynayacağının enine boyuna tartışıldığı, Balkan ülkeleri temsilcilerinin birbirlerine teklifler sunduğu ve analizler beyan ettiği oturumlarda bu sene geçtiğimiz yıllara nazaran daha az gerilim yaşandığı ve tansiyonunun fazla yükselmediği dikkat çekti. Ülke temsilcileri, geçen yılların aksine bu sene kendi aralarındaki sürtüşmeleri kongreye yansıtmak yerine, kongreden kendi ülkeleri adına nasıl kazanımlar sağlayabileceklerinin hesabı içindeydi.
Olumlu rüzgarlar, uzun zamandır dünyanın özlemini çektiği gelişme kuşkusuz. Balkan ülkeleri arasındaki barış ve uzlaşma politikalarının etkisi söz konusu manzaranın oluşmasında önemli etken. Ancak olumlu rüzgarların oluşmasında Türkiye-Sırbistan-Bosna Hersek ve Türkiye-Hırvatistan-Bosna Hersek 3′lü mekanizmalarının doğurduğu havanın önemi küçümsenemez.
TÜRKİYE’NİN ROLÜ VE ÖNEMİ
Balkan Ülkelerinin kendi aralarındaki gerilimlerini azaltmalarının Türkiye açısından pek olumlu ve hayırlar sonuçlar doğurmayacağı yorumunu yapan dış politika uzmanları da var. Özellikle AB’ye üye olmayı başaran Balkan Ülkelerinin diğer ülkelere biraz daha havadan bakar görüntü arz etmesi ve akıl verir hale gelmelerine dikkat çeken uzmanlar gelişmeleri olumsuz bakış açısı ile yorumlamaktan kaçınmıyorlar.
Tam tersine daha önceki yıllarda bölge ülkelerinin fazla dikkate almadığı ve önem sıralamasında önlere çıkartmadığı Türkiye’yi, artık tam tersine daha fazla dikkate alıp, politikaları belirlerken önemli yere koyduğuna dikkat çeken uzmanların sayısı ise daha fazla. Gelişmeleri bu bakış açısı ile yorumlayan dış politika uzmanlarına göre, Türkiye, düne kadar sadece iç politikada kullandığı bölge ülkelerine hissettiremediği, sözde kalan “tarihi ağabeylik” misyonunu artık rahatlıkla hissettiriyor ve gün geçtikçe kendisine umut bağlayanlar çoğalıyor.
Kongrede özellikle Sırbistan temsilcilerinin daha önceki yılların aksine bu yıl daha aktif ve ılımlı tezler ve davranışlar sergilemelerini, Türk Dış Politikasının Balkanlardaki olumlu etkileri olarak yorumlayan uzman sayısı hayli fazla.
AB’ye bağlanan ümitler sönüyor
Önemli bir başka nokta, Balkan ülkeleri temsilcilerinin, geçen yıllardakinin aksine AB’ye yönelik ümit ve beklentilerini fazla dile getirmemesiydi. Görünen o ki Balkanlar için Avrupa Birliği artık umut kapısı olmaktan çıkıyor. Bu durum Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını biraz daha fazla hissettirmesi açısından ülkemiz açısından olumlu yorumlanıyor.
Türkiye’nin Balkanlara Yönelik Dış Politikasında attığı son adımların bölge ülkelerince dikkatle takip edildiği gözlemlenirken, gelişmelerin bölge ülkeleri temsilcilerinin Türkiye’nin duruşuna bakışını değiştirdiği açıkça gözlemleniyor.
PROJENİN FİKİR BABASI GELİNEN NOKTADAN MEMNUN
Kongrenin fikir babası ve banisi olan Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Başkanı Süleyman Şensoy, Balkan Kongrelerinin geldiği noktadan çok memnun.
Şensoy, Tekirdağ’da yapılan Balkan Kongrelerinden önem ve özelliklerini şu şekilde özetledi:
“Üçüncü Balkan Kongresi, “Balkanlar’da Bölgesel İş Birliğinde STK ve Düşünce Kuruluşlarının Rolü” ana teması ile yapılıyor. Tabi başından beri Balkan Kongrelerinde hedeflenen, bir defalık inisiyatif almamak, bölge ile ilgili yapılan çalışmaları, akademik çalışmaları, düşünce ve toplum temelli çalışmaları, kurumsallaştırmak, ilgili kuruluşlar arasında da güçlü işbirliğini sağlayabilmekti. Çünkü istenen, arzu edilen milli politikalar ancak bu kurumlar arasındaki etkin işbirliğinin ne kadar doğru orantılı olduğu ile ancak hayata geçirilebiliyor. Bu anlamda Balkanlardan çok önemli, ülkelerinde ilk üç içinde yer alan düşünce kuruluşları ve sivil toplum örgütlerini burada ağırlamaktan çok mutluyuz. Yapılacak Balkan İletişim Ağı Yıllık Konferansı’nda da güçlü bir kurumsallaşma belgesinin kabul edilmesini bekliyoruz” dedi.
Şensoy imzalanacak belgenin önemini de, “Bu sözleşme bundan sonra yapılacak çalışmaların kurumsal yaklaşım içinde yönetilmesini sağlamak. Bizim amacımız bu insanları sadece yıllık kongrelerde bir araya getirmek değil, bu kongreleri siyasi mesajları olan buluşma kabul edip, yıl içerisinde , ikili kurumlar arasında, ülkeler arasında çeşitli, ortak proje işbirlikleri ve çalışmalar gerçekleştirmesini, dolayısı ile yatay ilişkilerin güçlendirilmesini sağlamak” şeklinde açıkladı.
“Bundan önceki kongrelerde benzeri sonuçlar alabildik mi?” sorumuz üzerine de Şensoy, “Üçüncü kongrede ortaya çıkan katılımcı tablosu ve tema aslında ilk iki kongrenin kazanımıdır. Çünkü ilk kongre mesaj niteliği taşıyordu ve ilkti. Şu anda tüm Balkanlar Bölgesindeki tüm ülkelerde, Türkiye’de Balkanları İlgilendiren en geniş çerçeveli yıllık toplantı olarak bu etkinlik takip ediliyor. Bu açıdan bile çok önemli bir mesajı var. En büyük temel başarısı ise bölge dışı aktörlerin, bölgeye ya da bölge ülkelerinin kendi aralarındaki ilişkiye yönelik analiz ve düşünceler üretmesi yerine bizatihi bu bölgenin kendi aktörlerinin tabi dünya ile de iletişim içinde olmak şartıyla, kendi düşünce alternatif ve paradigmalarını ortaya koyabilmeleridir” yorumu yaptı.












